REKLAM VERMEK İÇİN
24 Nisan 2018 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Enver Akçiçek > Ortadoğu, Yakındoğu ve Mezopotamya
Enver Akçiçek

Ortadoğu, Yakındoğu ve Mezopotamya

25.02.2017 11:03 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Enver Akçiçek
Ortadoğu, Yakındoğu ve Mezopotamya sıkça duyduğumuz ve gündelik konuşmalarımızda bolca kullandığımız kelimeler. Bu kelimelerin bizde uyandırdığı çağrışımlar pek olumlu sayılmaz. Fakat benim üzerinde durmak istediğim konu, Ortadoğu'daki kronik siyasi ve toplumsal çatışmalardan ziyade bu üç kavramın siciline bir göz atmak ve bu kavramların mazisine doğru bir yolculuğa çıkmak. Başlarken şunu ifade edeyim ki, bu üç kavram da bize ait, yerli kavramlar değil. Avrupalıların bulundukları yeri merkeze alarak bizim için uydurmuş oldukları bilimsellikten uzak coğrafi kavramlardır.


       Ortadoğu tabiri, İngilizler tarafından icat edilen ve kendi stratejik hedefleri doğrultusunda kullanılan siyasi içerikli bir kavramdır. Kesinlikle objektif bir coğrafi tanımlama değildir. Bir zamanlar dünyanın neredeyse yarısına hükmeden ve kendisine "üzerinde güneş batmayan imparatorluk" sıfatını yakıştıran İngiltere, Dünyayı da kendi siyasi bakış açısına göre coğrafi bölümlere ayırmıştır. Doğu, Uzakdoğu, Ortadoğu, Yakındoğu şeklinde yapılan bu taksim, tamamen İngiliz siyasi aklının dünyaya bakışının bir ürünüdür. Bu coğrafi ayrımın en önemli özelliği Avrupa'nın merkeze alınarak yapılmasıdır. Avrupa'nın doğusunda kalan yerler Doğu (East/Orient) olarak adlandırılmış ve bu yerler Avrupa'ya olan uzaklığına göre Uzak, Orta ve Yakın Doğu şeklinde bölümlere ayrılmıştır.



      Yakındoğu tabiri de Ortadoğu ile benzer bir anlama sahiptir. Aslında Yakındoğu, Ortadoğu tabirinden daha eskidir. İlk olarak Fransızlar tarafından Osmanlı İmparatorluğunun hükmettiği coğrafya için kullanılmıştır. Ancak bu tabir, Ortadoğu'dan farklı olarak Balkanları ve Kafkasları da içine alan geniş bir bölgeyi ifade eder. Yakındoğu tabiri de Ortadoğu gibi Avrupa Merkezli bir kavramdır ve objektif bir coğrafi tanımlama değildir. II. Dünya Savaşından sonra Ortadoğu kavramı daha çok ön plana çıktığı için tedavülden kalkmıştır.



      Gelelim Mezopotamya tabirine... Bu kavram da ne yazık ki bize ait değil. Eski Yunan tarihçileri, Dicle ile Fırat nehirleri arasında kalan bölgeyi bu şekilde adlandırmışlar. Günümüzde Irak, Suriye, İran ve Türkiye'nin paylaştığı bölgeyi ifade eder.



      Kısacası, yaşadığımız coğrafyayı tanımlayan bu üç kavram da Avrupalılar tarafından bize yakıştırılan, bilimsellikten uzak, sınırları muğlak kavramlardır. Sömürgeci Avrupa zihniyetinin doğuya bakışının ürünüdürler. Gelgelelim, bu coğrafyanın sakinleri olarak bizler de bu kavramları kullanmakta bir beis görmüyoruz. Hatta benimsemiş ve sahiplenmiş durumdayız. Tarihin başladığı bu kadim coğrafya daha adil, daha bilimsel bir adlandırmayı hak etmiyor mu?
Siverek.com.tr
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.